|
Sultan
I. Abdülhamid
Babası
: Sultan III. Ahmed
Annesi : Rabiâ Sultan
Doğduğu Tarih : 20 Mart 1725
Padişah Olduğu Tarih : 21 Ocak 1774
Öldüğü Tarih : 6/7 Nisan 1789
III. Ahmed’in Râbi’a Şermî
Kadın’dan 1725 yılında
dünyaya gelen I. Abdülhamid, günümüze kadar Osmanlı soyunu devam
ettiren bir padişah olarak Ocak 1774’de Osmanlı tahtına oturdu.
Yaratılışı itibariyle saf, halka karşı merhametli, kerâmetleri halk
arasında yayılacak kadar mütedeyyin ve devlet işleriyle de yakından
ilgilenen bir padişahtır. Hayatı boyunca dirâyetli sadrazamları
ve
devlet ricâlini iş başına getirerek, Osmanlı Devleti’nin muhtâc olduğu
ıslâhâtı yapmaya uğraşmıştır. Sadrazam Koca Yusuf Paşa’nın 1788’de
Avusturya İmparatoru II. Josef’i mağlup etmesi üzerine Gâzi ünvanını
kullanmaya başlamıştır.
Tahta çıktığında bütün
cephelerde Osmanlı kuvvetleri büyük sıkıntılarla
karşı karşıyaydılar. Ruslar, Şumnu’daki Osmanlı ordugâhına kadar
gelmişler; Ruscuk ile Silistre’yi muhasara etmişlerdi. Bu kritik
günlerde, Rusya içindeki karışıklıkların da yardımıyla, 1774 baharında
Tuna yakınlarındaki Küçük Kaynarca Kasabasında sulh müzâkereleri
başladı. Rusyayı Prens Renin ve Mareşal Romanzov, Osmanlı’yı ise,
sadâret kethüdâsı Resmî Ahmed Efendi ile Reisülküttâb İbrahim Münîb
Efendi temsil ediyordu. 28 madde ve 2 ilaveden meydana gelen ve Osmanlı
Devleti’ni dünyada dördüncü devlet haline getiren muâhede 17 Temmuz
1774 tarihinde imzalandı. Avusturyalılar da kendilerine pay çıkarmak
için Boğdan’ın kuzeyindeki Bukovina’yı işgal ettiler ve 1775 yılında
yapılan bir andlaşma ile bu da kabul edildi. 1683 Viyana Bozgunundan
sonra, Müslüman Türklerin karşı karşıya kaldıkları en büyük hezimetti.
|

|
|
Tahta geçtikten 6 ay sonra
Kaynarca Muâhedesini imzalayan Padişah, bir
kaç ay sonra da İran ile yüz yüze geldi. Kaçarlar’ın rakibi olan Kerim
Han Zend, 1775’de Basra’yı muhasara altına alınca, Mayıs 1776’da İran’a
harb ilan edildi. 1776’da İranlıların eline geçen Basra, ancak üç yıl
sonra geri alınabildi. Bu arada iç karışıklıklar da devam ediyordu.
Ağustos 1774’de Kaynarca Muâhedesinin üzüntüsüyle vefat eden Sadrazam
Muhsin-zâde Mehmed Paşa’nın yerine gelen sadrazamlar bir türlü dikiş
tutturamıyorlardı.
Kırımlılar Osmanlı
Devleti’ne yaptıkları ihanetin cezasını
çekiyorlardı; zira Ruslar söz vermelerine rağmen askerlerini
Kırım’dan
çekmemişlerdi. Osmanlı taraftarı IV. Devlet Giray’ın yerine Rus hayranı
Şahin Giray Kırım tahtına oturmuştu (1775). Kırım’daki bu keşmekeşi
kabul etmeyen Osmanlı Devleti harbe karar verince, Fransa’nın araya
girmesiyle, Rusya ile Aynalıkavak’ta yeni bir andlaşma imzalandı (Mart
1779). Andlaşma Osmanlı Devleti’nin aleyhine işledi ve neticede Rus
hayranı Şahin Giray Kırım tahtına oturdu. Bu akılsız Hân, her türlü
gayr-i meşru işlere dalarak ve Çariçe’nin imkânlarını kullanarak,
mürteci diyecek kadar hakaret ettiği Osmanlılardan intikam alıyordu.
1782’de kahraman Kırım halkı bu hâine karşı ayaklandı ve II. Bahadır
Giray’ı tahta oturttu ise de, bu da devam etmedi. Şahin Giray’ın
gafleti ile Rusya tekrar Kırım’a girdi. Çariçe’nin Temmuz 1783 tarihli
fermanıyla Kırım Rusya’nın bir eyâleti oldu ve artık Kırım
Müslümanların değil Ortodoks Rusların hâkimiyetine girdi. Artık
saltanat merkezi olan Bağçesaray, Rus vilayet merkezi olan Akmescid’e
taşınıyordu. Maalesef, Kırımlılar, üç asır boyunca hâkimiyetlerine
karışmayan Osmanlı Devleti yerine, tamamen Müslüman olan Kırım’ı
Ruslaştıran ve burayı ikinci bir Endülüs yapan Ruslarla başbaşa
kaldılar. Binlerce Müslüman öldürüldü. Osmanlı Devleti’nin Kırım’daki
hâkimiyeti 310 yıl devam etmişti. Osmanlı Devleti, 8 Ocak 1784 tarihli
Andlaşmayla Kırım’ın Rusya’ya ilhâkını kabul etti.
Çariçe 1787’de 60.000 askeriyle Kırım’a geldi ve zaferini kutladı;
bundan rahatsız olan Osmanlı Devleti Ağustos 1787 tarihinde yeniden
harp ilan etti. 1768-1774 tarihleri arasında devam eden Osmanlı-Rus
Harbi, Polonya’nın istiklâli için yapılmış göründüğünden millete mal
edilememişti. Ancak bu yeni harp Müslüman Kırım’ı kurtarmak içindi ve
herkes Ruslara diş biliyordu. Şubat 1788’de Avusturya da Osmanlıya
karşı harb ilan etti. Sadrazam Koca Yusuf Paşa komutasındaki Osmanlı
kuvvetleri, Eylül 1788’de II. Joseph komutasındaki Alman ordusunu bozdu
ve Osmanlı ordusu Avusturya’yı bertaraf ederek Ruslarla başbaşa kaldı.
Aralık 1788’de Özi Kalesini alarak burada Müslüman katliamı yapan Rus
ordusu, bununla da yetinmeyerek Podolya’nın merkezi olan Hotin’i de
teslim aldı. Hotin ve Özi’deki Müslüman katliamları, Osmanlı
Padişahının kederinden dolayı beyin kanaması geçirerek vefât etmesine
sebep oldu (7 Nisan 1789). Cenazesi, Bahçekapıdaki İmâretinin yani
şimdiki 4. Vakıf Han’ın karşısındaki türbesine defn edildi.
Sultân I. Abdülhamid’in Hotin ve Özi’nin düşmesi münasebetiyle bizzat
kaleme aldığı hatt-ı hümâyûn insanı ağlatacak kadar manalıdır: “Özi’nin
düştüğü takriri âlimallah beni yeniden kederlendirdi; bu kadar Müslüman
erkek, kadın, küçük ve büyüğün kâfir elinde kalması beni mahzun eyledi.
Yârab! Sen Mâlik’ül-mülksün. Senden niyazım, ölmeden bu beldeleri
tekrar Müslümanların eline geçtiğini bana göster”.
ZEVCELERİ: KADIN EFENDİLERİ: 1- Ayşe Sine-perver Vâlide Sultân; IV.
Mustafa’nın annesi ve IV. Kadınefendi. 2- Nakş-ı Dil Vâlide Sultân; II.
Mahmûd’un annesi ve önce İkinci İkbal sonra Kadın Efendi. 3- Hatice
Ruh-şah Baş Kadın Efendi. 4- Hümâ Şah Baş Kadın Efendi. 5- Ayşe Baş
Kadın Efendi. 6- Binnaz İkinci Kadın Efendi. 7- Dilpezîr Kadın Efendi.
8- Mehtâbe Dördüncü Kadın Efendi. 9- Misl-i Nâ-yâb Kadın Efendi. 10-
Mu‘teber Kadın Efendi. 11- Nevres Üçüncü Kadın Efendi. 12- Fatma
Şeb-safâ Dördüncü Kadın Efendi. 13- Mihribân Üçüncü Kadın Efendi. 14-
Nükhet-sezâ Hanımefendi; Baş ikbal. 15- Ayşe Hanımefendi; İkinci
İkbaldir.
ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Mustafa IV. 2-Şehzâde
Sultân Mahmûd II. 3-Şehzâde Abdullah. 4-Şehzâde Mehmed. 5-Şehzâde
Ahmed. 6-Şehzâde Abdülaziz. 7-Şehzâde Abdurrahman. 8-Şehzâde Mehmed
Nusret. 9-Ahter-Melek Hanım. 10- Ayşe Dürr-i Şehvar Sultân. 11- Esmâ
Sultân. 12- Ayn-i Şah Sultân. 13- Hatice Sultân. 14- Emîne Sultân. 15-
Râbi‘a Sultân. 16- Fatma Sultân. 17- Âlem-Şah Sultân. 18- Sâliha
Sultân. 19- Hibetullah Sultân. 20- Râbi‘a Sultân .
|