|
İç karışıklıktan istifade etmek
isteyen iç ve dış mihraklar Osmanlı Devleti’ni sarsıyordu. Trablusşam
Beylerbeyi Yusuf Paşa ve Erzurum Beylerbeyi Abaza Mehmed Paşa,
yeniçerilere kin kusarak isyan etmişler ve çok sayıda yeniçeriyi de
katletmişlerdi. İstanbul’a gelmek üzere hazırlık yapıyordu. Sipahiler,
II. Osman’ın katillerinin bulunması için baş kaldırdılar ve bunun
üzerine Kasım 1622’de toplanan divan Davud Paşa’nın idamına karar
verdi. Ağustos 1623 yılında Sadrazamlığa getirilen Kemankeş Ali Paşa,
basiretiyle devlet adamlarını topladı ve Sultân Mustafa’nın saltanat
koltuğunda kalmaması gerektiğine karar verildi. Tahttan sevinçle Eylül
1623 tarihinde ayrılan Sultân Mustafa, Ocak 1639 tarihinde vefat etti.
Sultân Mustafa’nın dünyevî
saltanatı istemeyen bir hali olduğu kesindi. Aklının hafif, tedbirinin
zayıf ve saltanat koltuğunda dahi çocukça hareketlerde bulunan biri
olduğu da doğruydu. Osmanlı kaynakları açıkça akıl hastası demek olan
mecnun tabirini kullanmamaktadırlar. Konuyu Solakzâde’nin ifadeleriyle
noktalamakta yarar görüyoruz: “26 yaşında idiler. Yalnız bir mikdar
aklı hafif olup buna hapiste uzun süre kalması sebep olmuştur; giderek
aklı başına gelir deyü doktorların tedaviye devam etmeleri kaydıyla
Şeyhülislâm Es’ad Efendi kavliyle amel olunmuştur”.
III. Mehmed’in oğlu olan Sultân Mustafa’nın tesbit edilen kadını ve
çocukları mevcut değildir. İkballeri vardır. Kadın efendileri
bilinmemektedir . |