Bütün bu zorluklar içinde bir
de İran Şahı andlaşmayı bozdu ve Osmanlı
Devleti’ne harb ilan etti. Anadolu’yu Celâlî isyanları kasıp
kavuruyordu. Osmanlı Devleti bu karışıklıklar ve ihtilâller içinde iken
III. Mehmed 1603’de dünyaya gözlerini yumdu. Oğlu Mahmûd’un katli,
Celâlî isyanları ve bunları tahrik eden Safeviler karşısında ordunun
başarılı sonuçlar alamaması, III. Mehmed’in ölümüne sebep olan en
önemli olaylardı.
III. Mehmed, sancağa çıkan ve oradan padişahlığa gelen son
Osmanoğludur. Fıtraten zayıf iradeli ve saf idi. Vehhâmdı. Anası Sâfiye
Sultân’ın müthiş tesiri altında kalıyordu. Babası gibi III. Mehmed de,
kardeş katli meselesini en çok suiistimal eden padişahlardan biriydi.
19 kardeşini, aldığı zayıf fetvâlara dayanarak idam ettirdi. Bu arada,
başkalarıyla ittifak ettiği ve yazışmalarda bulunduğu jurnallenen oğlu
Şehzâde Mahmûd’u da idam ettirdi; sonra da jurnalleyen insanların
hayatına son verdi.
III. Murad devrinde de babasının zamanında olduğu gibi, devamlı bir
duraklama ve hatta gerileme alâmetleri kendini göstermektedir. Düzenli
kanunnameler yerine, devletin merkez teşkilâtında ve özellikle
ülü’l-emrin temelini teşkil eden Padişah ve vezirlerde görülen şer‘-i
şerife muhâlif halleri siyâsetnâmeler ile âlimler ikaz ve irşâd
eylemişlerdir. Taşra teşkilâtında meydana gelen zulümleri ve
haksızlıkları ise, ya yerli âlimler merkeze bildirmişler veya halkın
tazallüm ve şikâyeti üzerine merkez teşkilâtı taşra memurlarına adalete
ri‘âyet etmeleri için emirnâmeler göndermişlerdir. İşte Celâlî
isyanlarının ortaya çıkış sebebi de budur.
Adâletnâme, devlet otoritesini temsil eden görevlilerin, re`âyaya karşı
bu otoriteyi kötüye kullanmaları ve kanun, hak ve adâlete aykırı
davranmaları halinde, ülü’l-emrin hakkı ve kanunu hatırlatıcı mâhiyette
düzenlediği hukukî düzenlemelerine denir. Osmanlı Devleti’nde padişahın
hükmü tarzında kendisini göstermiştir.
Osmanlı Devleti’nde, mezâlim
divanının yerini Divan-ı Hümâyûn aldığı
gibi, kanunnameler ve tezkire'lerin yerini de adâletnâmeler almıştır.
Yani Divan-ı Hümâyûnda mazlûmların şikâyeti bizzat dinlendiği gibi,
Divan görüşmelerini Kasr-ı Adâlet veya Adâlet Köşkü denilen yerde
dinleyen Padişah tarafından, mahallî idarecilere şikâyetleri önlemek
üzere adâletnâmeler de gönderilmiştir.
III. Mehmed, Adlî mahlasıyla şiirler yazan, nazik ruhlu ve zayıf
irâdeli bir padişah; ancak Osmanlı padişahları arasında en çok takvâ
sahibi olanlardandır. Zamanındaki sadrazamlar arasında Koca Sinan Paşa,
Ferhad Paşa, Hadım Hüseyin Paşa, hiç kimsenin beğenmediği Cığala-zâde
(Cağaloğlu) Sinan Paşa ve İbrahim Paşa’yı; âlimler arasında Hasan
Can’ın oğlu Hoca Sa’deddin, Şeyhülislâm Bostan-zâde Mehmed Efendi,
Hoca-zâde Mehmed Efendi ve şeyhlerden Şeyh Muhyiddin Efendi ile Şeyh
Şemseddin Sivâsî’yi zikretmeliyiz.
ZEVCELERİ: 1- Hândân Vâlide
Sultân; I. Ahmed’in annesi. 2- Vâlide
Sultân; Abaza asıllı ve I. Mustafa vâlidesi. 3- Haseki; Şehzâde Mahmûd
annesi. 4- Haseki; Şehzâde Selim annesi.
ÇOCUKLARI: (İsimleri
bilinmeyen beş altı tane daha çocuğunun bulunduğu söylenmektedir).
1-Şehzâde Sultân Selim Hân. 2-Şehzâde Sultân Cihangir Hân. 3-Şehzâde
Mahmûd Hân. 4-Şehzâde Ahmed. 5-Şehzâde Mustafa. 6- Hatice Sultân. 7-
Ayşe Sultân .